BEYKONAK Eğitim ve Kültür Vakfı -Ilgın/KONYA
  Görüşler
 

 

GEÇMİŞE ÖZLEM
 
Bir tarih ve kültür mirası olan adını Didiği Sultan Tekkesinden alan Tekke, benim köyümdür. Rivayete göre bir bahar ayında koyun ve keçiler yavrularken anam Terkenlerin kızı Vesile doğurmuş beni.
Çocukluğumun geçtiği ve 18 yaşına kadar gençliğimi yaşadığım köyde kişiliğim şekillendi. Hamurum köyde yoğruldu. Köy belde oldu. Adı da değişti. Beykonak oldu. Köyün–beldenin yaşam standardının daha iyi olması için okumuş aydınların ve köy önderlerinin girişimiyle Kültür–Eğitim Vakfı kuruldu. Vakıf, Yirce Şenliği düzenler oldu. Başka etkinlikler de gerçekleştirdi. Bu meyanda teknolojik gelişmeye paralel olarak Vakfın internet sitesi de ilgilenenlere sundu.
Halen ikamet ettiğim Zonguldak’ta Vakfın internet sitesine girdim. Sitedeki Didiği Sultan Tekkesinden alınan yazıtlara–kitabelere, Yirce Şenliğine ait görüntülere, Aydoğdu imzalı resimlere baktım. Sitedeki öyküyü, şiirleri ve siteye girenlerin düşüncelerini okudum. Sitedeki kendi şiirimi okuyunca kendi kendime “internete girdik” dedim. Şiirimde ismi geçen Topal Galip, şiirin yazıldığı kitapta ismini görünce “kitaba da girdik” demişti.
Vakfın internet sitesini inceledikten sonra Karadenizin azgın dalgalarını, deniz üstünde uçarken aşağıdaki balıkları gözetleyen martıları seyrettim. Azgın dalgaların çıkardığı hışırtı gürültü balık görünce öten martıların sesini duyulmaz hale getiriyor. Ama yine de bir seyir zevki vardı.
Ancak Vakfın sitesindeki özellikle öykü ve şiirlerin sözleri azgın dalgalara ve martılara ait seyir zevkimi öteledi. Yaşlanmış beynimden köyümde çocukken ve daha sonra memur oluncaya kadar olan sürede yaşadığım pek çoğu üzücü ve pek azı hoş olan olayları ve yaşadıklarımı bir bir gözümün önüne döktü.
 
Bunlardan bende iz bırakanların bir kısmı aşağıdadır.
 
–Anam o saf ve duru haliyle Sarı İbiremim dediği benim için izinli gidişlerimde kalınlığı iki parmak olan tabak tabak camız gaymağı hazırlardı.
–Evlatlarını seven ama sevgisini çaktırmayan ve lakabı Boz Sabrı olan Babam yüklük sandığından her izinli gidişimde ceviz çıkartıp verirdi. Bu babalık şefkati halen etkiler beni.
–Mümine Abam bir yemek yapma ustasıydı. Bir zaman iftarında yenmek için yaptığı guru böreğin kokusu ve görüntüsü tadının ne kadar iyi olduğunun kanıtıydı.
–Havana Yengem oğlu Rıza için “Bitecik Irzam” diyerek oğul sevgisini böyle ifade ederdi.
–Vesile Halamla yolda sokakta karşılaştığımızda ellerimi sever, gözlerimin içine bakar, irticalen maniler söyler. Manileri ise uyaklı ve anlamlıdır.
–Ilgın’da, ortaokulu bitirdiğimiz gün Memet Agamın ödül olarak külah içinde 25 kuruşluk dondurma ısmarlaması ve bunun bende yarattığı duygu unutulur mu hiç!
–Kış günlerinde odun sobasında yapılan ve gevrekçe olan çoban böreğinin lezzeti şimdilerde hangi börekte var!
–Düğün oduncularının elinde dağda yemeleri için Şebit (yufka) ekmeği içinde verilen akhavla dürümünün tadını sadece oduncular değil herkes bilir. 
 
–Ovada at otlatırken azık çıkılarındaki yoğurtların özellikle öğle yemeklerinde büyük bir çömlekte ayran yapılarak ve bu ayranın sofrada bulunan en az 8–10 kişi tarafından höpürdetilerek içilmesi bir imece örneğiydi.
–İçinde haşhaş yağı olan gara tavaya ufak parçalar halinde şebit ekmeği konur. Kırmızı pul biber serpilir. Bu yağda kızartıldıktan sonra azık çıkılarına konan ve yine şebit ekmeğiyle dürüm yapılıp yenen EKMEK ÖRMESİ fakir köylüyü aç bırakmaz. İçine hele bir de kızartma işleminin son safhalarına doğru yumurta kırılan Ekmek Örmesi yumuşak olur. Tadı da daha iyidir. Doyulmaz keyfine.
–Dini bayramlarda bayram namazı kılındıktan sonra köy odalarında bir hiyerarşik düzene göre yenen bayram yemeğinin bir kültürü, hoş bir geleneği vardır.
–Köy odalarındaki baş köşelerde içi ot dolu ve çeşitli renklerle dokunmuş halı yastıklar vardır. Bu yastıklardan birine yaslanıp oturan eşraftan biri odaya sonradan gelen tiryaki birisine “Al len yak” diye bir tek sigarayı şöyle bir atıverir. Olumsuz hiçbir yanı olmayan bu hareket ikramın ta kendisidir.
–12–15 yaşlarındayken Ağustos sıcağında orak tarlasında bir buğday veya arpa başağını tarlada bırakmadan dırmık çekmek asli görevimdi. Bu iş yapılırken o sıcaklarda terlenmesi doğaldır. Ancak dırmık kolanının genişliğindeki ter izinin frek gömleğine çıkması ve bunun orak işlemi bitinceye kadar (1–1,5 ay) kalması bir başka doğallıktır.
–Köyde bıçak mutlak bir gereçtir. Komşumuz Cemal’in pırıl pırıl demirden veya kemikten sapı olan, yummalı ve zincirli bıçağı hep olurdu. Benim ise Babamın yaptığı ağaç saplı, ağzı kör ve ucu küt ve anamın kendirden eyirdiği ipli bıçağım olurdu. Cemalinki gibi bir bıçağın olmasını hep arzu etmişimdir. Ama olmadı. Bu gerçeklik mevcutla yetinmesini daha o yaşlarda, çocukken öğretti bana. Doğrusu ve olması gereken de buydu zaten.
–Çayın öte yakasındaki Güdük Arzı’nın bahçesinde belliklediğimiz heviç (havuç) gömüsünden heviç, diğer bahçelerden erik ve Dermenönündeki bostanlardan hıyar çalmak (Tekke işi yapmak) alışkanlığımızdı sanki. Bu işlerde arkadaşım, suç ortağım Havana Halamın oğlu Saffet idi. Hane büyüklerimiz bu olumsuzluğumuzu bilseler mutlaka engel olurlardı.
–Çocukken köyün yakınlarında bulunan İncirik deresinin iki yamacında baharda nevruz çiçeği toplayıp mahalledeki büyüklere veriridik. Buna memnun olan ve sevinen büyükler de karşılık oalrak soğan kabuğunda kaynatılıp pişirilen ve kabuğu kıpkırmızı olan yumurta verirlerdi. Bu kez sevinme sırası biz çocuklarda idi. Şimdilerde aynı yerde yine Nevruz yetişir mi bilmiyorum. Ancak yetişse bile mahallede onları toplayacak çocukların olmadığını, toplansa bile sevindirmek için verilecek yaşlıların da kalmadığını biliyorum.
 
Evet. Köyümdeki geçmişe dair söz edilecek daha pek çok var. Ancak sözün bittiği yere geldiğimin farkındayım.
 
Sonuç:
Vakfın internet sitesini inceledikten sonra köyüm Tekke’de yaklaşık 55–60 yıl geride kalan konularla ilgili anılarımı sanki tekrar yaşadım. Bunlardan bazılarını da paylaşma fırsatı buldum.
 
Bu vesileyle Vakfın kurucularına ve daha çok katkısı olan ve Vakfın internet sayfasını oluşturan Emekli Öğretmen–Avukat Dündar Aydoğdu’ya çok teşekkür ederim.
 
Sağlık, mutluluk ve daha çok başarıyla dopdolu bir yaşamın olsun Sayın Aydoğdu.
 
Son yıllarda maalesef gidemediğim, gezemediğim benim köyüme ve de köylülerime selam olsun.
 
Yazımda ismi geçip de vefat edenlerin de mekanlarını cennet, ruhları şad olsun.
 
Sevgi ve saygılarımla,
 
İBRAHİM ÇETİN
ZONGULDAK
 

 
  1.12.2007 Tarihinden 35093 ziyaretçi (83080 klik) kişi burdaydı!
ETKİNLİKLERE KATKI VEREN KİŞİ VE KURULUŞLAR:

Kemal ALTINKAYNAK
ANKARA

ÇALI DERGİSİ
KONYA

Şefik SERİN
ILGIN

Mehmet BOZKIR
KONYA

Beykonak Belediyesi
ILGIN

İsmail AKGÜL
İZMİR

Ayşe KARADAĞ
KONYA

Ali UYSAL
ANKARA

Yılmaz KILIÇ
ANKARA

Rıza ÇETİN
MUĞLA

Ramazan KILIÇ
İZMİR
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=